Behlül Dana Hazretleri günlerden bir gün Harun Reşid’in huzuruna çıkmak istedi. Huzura çıkan Behlül Dana Hazreleri, Harun Reşid’den bir görev talep etti. Harun Reşid bu isteğini geri çevirmedi. Behlül Dana Hazrelerine çarşı pazar ağalığını verdi. Yani çarşının denetimini artık Behlül Dana Hazreleri yapacaktı.

Behlül Dana Hazreleri hemen işe koyulur. İlk olarak ekmek fırınına gider. Fırındaki ekmekleri tartıp ölçtü. Tartıp ölçtüğü tüm ekmekler olması gereken gramajından eksik gelince dönüp fırıncıya sordu.
-Hayatından memnun musun ? Geçine biliyor musun ? Çoluk çocuğunla ağzının tadı var mı ?
Fırıncı her soruya olumsuz cevap verdi. Hepsinden de hayıflandı. Memnun olduğu hiç bir şey yoktu. Behlül Dana Hazreleri bir şey demeden ayrıldı.
Behlül Dana Hazreleri başka bir ekmek fırınına daha girdi. Tekrar ekmekleri ölçüp tarttı. Bu girdiği fırında gördü ki bütün ekmekler eksik gelmek ne demek fazla geliyordu. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu. Ekmeklerin ağırlıkları fazla gelen fırının sahibi ise bu soruların hepsine olumlu cevaplar verdi.
Behlül Dana Hazreleri bundan sonra başka bir yere uğramadı. Halife Harun Reşid’in huzuruna çıktı. Behlül Dana Hazreleri , Halife Harun Reşid’e şöyle söyledi.
— Bana yeni bir vazife verebilir misiniz
Halife Harun Reşid
— Daha demin sana vazife verdik. Ne çabuk bıktın ?
Behlül Dana Hazreleri
— Efendimiz çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri ölçmüş tartmış. Vicdanları ölçmüş tartmış. Bana göre herkes hesabını ödemiş. Bana ihtiyaç kalmamış….
Buradaki nasihat aslında ne kadar doğrudur. Eden bulur. Ekmekten bir kuruş kazanmak için hem Dünya hem de Ahiret saadetinden vazgeçen fırıncının vah haline ki vay . Ekmekten bir kaç kuruş az kar edip Dünya ve Ahiret saadeti alan fırıncının ise mutluluğuna diyecek bir şey yoktur. Vesselam.


