Günün birinde Behlül Dana Hazretlerinin iğneleyici ama hakikat olan sözlerinden rahatsız olanlar toplandı. Bu kişiler aralarında karar alıp Halife Harun Reşid’in huzuruna çıkmak istediler. Halife bu talebi kabul etti. Topluluk huzura çıkınca şöyle dedi
–Sultan’ım bizim yaptıklarımızın ona ne gibi bir zararı ola ki bizi kendi halimize bırakmaz ? Bizi kendi halimize bıraksın. Hem her koyun kendi bacağından asılır.
Diyerek şikayet etmişler Behlül Dana Hazretlerini. Bunun üzerine Halife Harun Reşid huzuruna Behlül Dana Hazretlerini çağırtmış. Behlül Dana Hazretleri huzura geldiğinde toplanıp gelen halkın şikayetlerini ona anlatmış. Behlül Dana Hazretleri hiç sesini çıkarmadan Halife Harun Reşid’in huzurundan ayrılmış.

Behlül Dana Hazretlerini hemen pazara gitmiş. Pazarda satılan taze koyun parçalarından üç beş tane almış. Şehrin en yüksek köşe başlarına tırmanmış ve bu koyun parçalarını oralara asmış. Bunu gören halk yine gülüşmeye başlamış. Kendi aralarında hem gülüp hem de deliden başka ne beklenir demişler. Yaptığı işlerin hep böyle delice olduğunu birbirlerine söyleyip gülmüşler.
Aradan günler geçtikçe Behlül Dana Hazretlerinin astığı etler çürümeye başlamış. Çürüdükçe kokmaya başlamış. Koktukça bütün mahallede zarar görmeye başlar. Koku öyle bir hal almış ki aynı kişiler tekrar şikayet için Halife Harun Reşid’in huzuruna tekrar çıkmışlar. Halife tekrar Behlül Dana Hazretlerini huzuruna çağırtır.
— Sen ne yaptın Behlül ? Neden onları astın ?
Behlül Dana Hazretlerini
— Efendim. Bir kötünün herkese zararı olduğunu herhalde anladılar. Ben bir şey yapmadım. Her koyun kendi bacağından asılır dediler. İşte bir koyundan çıkan kokulardır bu. Ama herkesi rahatsız etmektedir.
İşte böyledir hayat. Kendi bacağım , bana dokunmayan gibi tabirlerle küçük Dünyamız olan anlık ben merkeziyetçilikten uzaklaşıp daha geniş bakış açısıyla bakarak biz olursak eğer o zaman sadece anlık olarak ben diyenin değil etrafındakilerinde hayatı düzelir. Hazret ilginç bir meczup ama yüzyıllara hitap eden sorunlara ışık tutmuştur. Vesselam.

