Kur’an-ı Kerim’i Ezberlemenin Amacı nedir ? Kuran neden ezberlenir ? Kuran-ı Kerim neden ezberliyoruz ? gibi sorulara açıklık getiriyor olacağız.
Öncelikle günümüzde hafız olmaya çalışanların başlangıç noktası hayırlı bir iş yapma anlayışıdır. Özellikle hafızlık yapacak olan kişinin annesi babası ve bu konuda destek alacağı hocalarının büyük bölümü geleneksel olarak bu şekilde düşünmektedir. Ancak bu düşünce tek başına eksik kalmaktadır.
Bu yola çıkan kişinin yolundan dönmemesi ve bu yolda yaşayacağı mahrumiyetlerden yılmaması için bu yola çıkan kişiye farklı sebepler ve onu bu yoldan çevirecek sorular için cevaplar zihnine nakış işler gibi işlenmelidir. Aksi durumda nefis ve dünyalık taarruzlarına karşı yolan çıkan kişi yolda savunmasız kalır. Bundan dolayı yola çıkmadan önce ona bu yolda yardım edecek kişiler evvela zihnen ve manen onu ikna edip hazırlamaları gerekmektedir. Çünkü bu yol çok çetin ve zahmetlidir. Ama ona bu şekilde destek olunduğu motive edildiği takdirde elbette ki kesin bir başarı söz konusu olacaktır.
Maalesef hafızlık öğrenimi ve öğretimi belirli zaman dilimlerinde yapılan baskı ve gerici uygulama ( yasal gücü elinde bulunduranlar tarafından örneğin Kuran okunması ve öğretilmesi yasaklanması gibi ) sonuçları olarak günümüzde geleneğin devamı olarak yapılmaktadır. Ne zaman ki Diyanet İşleri Başkanlığının din hizmetleri için görev yapacakları daha iyi yetiştirmek yada Kur’an-ı Kerim’in muhtevasının iyice öğrenilip yaşatmak için işte o zaman sadece gelenek olmaktan çıkıp tıpkı Hz. Muhammed s.a.v. zamanındaki ruhuna kavuşacaktır.

Bu durumlara da kavuşunca gelenek görenek kültür ve maneviyat hepsi birlikte harmanlanacak ve hafızlık yolundaki insanlar içinde onların etrafındaki insanlar içinde kolaylıklar ve güzellikler artacaktır. Hafızlık yolundaki kişi bu denklem birleşimleriyle beraber hem kendi bilgi yelpazesi genişleyecek hem de etrafınınkini genişletecektir. İşte bu yüzden bu ruh olmalıdır. Bu bilinç oluşmalı ve yayılmalıdır.
Hatta bahsettiğimiz bu ruh Kuran’ın tüm hükümlerini benliğine alıp. Benliğindekileri hayatına uygulamaktır. Bu konu ile ilgili örnek olarak Hz. Ömer r.a. Halife olduğu dönemde Basra Valisi Ebu Musa El-Eşaariye gönderdiği mektupta şu şekildedir. ” “İnsanların Kur’an’ı ezberlemekle meşgul olurken, onun hükümlerini öğrenmeyi ihmal etmelerinden kaygı duyuyorum. ”
Bu ruh aşılanmış olan hafızlık yoluna girecek olanların temeli daha sağlam olur. Bu ruha sahip olanlar ona engel olmaya çalışacak vesveselerden ve olumsuz davranışlardan kısava olumsuz olan her şeyden kendilerini korumaları ve soyutlamaları daha kolay olacaktır.
Kuran-ı Kerim’i ezberleyenlerin Kuran-ı Kerimi ezberlerken kendilerine sorulan ve zihinlerinde oluşan iki büyük soru bu ruh olmazsa şunlar olmaktadır.
Ezberlenmesine ne gerek var ? Zaten artık online olarak yada data dosyası olarak mevcut değil mi ? Bu kadar uğraşa bu kadar zahmete niye giriyorum ?
Kuran-ı Kerim’i ezberliyorum ama manasını bilmiyorum. Neden uğraşıyorum ? gibi sorulardırdır.
Bu sorulardan ilkine cevap verecek olsak ve bu sorulara çözüm üretecek olsak işte bu ruh’un işlenmiş olması gerek demek tek başına yeter. Çünkü Kuran-ı Kerim’i ezbere bilmek her an Allah’ın sözlerini zihninde bilmek ve karşılaştığın her durum için bir sonuç çıkarabilmektir. İkinci sorunun cevabı da aslında birinci sorunun cevabında gizlidir. Kuran-ı Kerim’i ezberleyen yada ezberlemeye çalışan kişiler hayatlarını bu şekilde yaşar ve uygular ise zaten manasını hem hisseder hemde başkalarına hissettirir.
Yani aslında düşünüldüğü gibi Kuran-ı Kerim ezberlemek ilk zamanlardan beri bu ruh halini ortaya çıkarmak. Bu ruh halini bir sonraki nesle aktarmak. Bu bilginin ruh halinin davranışlara nasıl yansıdığını uygulamalı ve somut bir şekilde göstermek için ezber yapılıyor. Emek veriliyor. Hayat bu şekilde yaşanmaya çalışılıyordu. Yani birilerinin dediği gibi yok kağıt yoktu taş yoktu mürekkep yoktu gibi sebeplerden değildir. Şüphesiz ki Kur’an’ın bütünüyle daha ilk zamanlarda çok sayıda sahabe tarafından ezberlenmiş olması onun muhafazası yönünden çok anlamlı ve değerlidir.Allah c.c. Kuran-ı Kerim’i kendisinin koruyacağını ve değiştirilemeyeceğini beyan ettiğini bildiği için sahabeler, Kur’an’ı muhafaza kaygısı ile değil, ahkâmını öğrenme, belleme, uygulama ve başkalarına öğretme iştiyakı ile ezberledikleri muhakkaktır.
Sonuçta Hz. Peygamber gelen ayetleri vahiy kâtiplerine yazdırmasına rağmen onları bizzat kendisi ezberliyordu. Ezberletiyordu. Öğretiyordu. Sahabede Hz Muhammed s.a.v. sünneti olarak görüp tatbik ediyor. Aktarıyordu. Ayrıca bu konuda ayet ve hadisleride unutmamak gerekir.
Allah c.c. bizi Hz. Muhammed s.a.v hadisindeki gibi Kur’an öğrenen ve öğretenlerden olmayı nasip etsin. Vesselam.


