Günlerden Ramazan ayının bir günü Halife Harun Reşid ile Behlül Dana Hazretleri konuşur. Halife Harun Reşid , Behlül Dana Hazretlerine şöyle der ;
–Ey Behlül Dana akşam namazı için camiye git. Camiye gelen herkesi de namazdan sonra toplayıp iftara gel .

Behlül Dana Hazretleri de akşam olmadan caminin yoluna düşer. Akşam namazı vakti olunca namazı kılar. Namazdan sonrada beş , on kişilik bir grupla da gelir.
Halife Harun Reşid , Behlül Dana Hazretlerini görünce şaşırdı. Halife şöyle der ;
–Behlül bunlar kim ? Ben sana akşam namazına camiye gelen herkesi çağır diye tembih etmedim mi ? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bir adam bile getirmemişsin.
Behlül Dana Hazretleri şöyle cevap verir.
–Halife efendimiz, siz benden namaza gelenleri çağırmamı istediniz. Bende akşam namazından sonra kapıda durdum. Çıkan herkese hocanın herkese imamın namazda hangi sureyi okuduğunu sorunca cevap verebilenler bu kadar kişiydi. Demek ki camiye gelen çok kişi varmış ama namaza gelen sadece bunlarmış.
Gösterişten riyadan uzak durmak. Uzak durabilmek her şeyden önemlidir. Yoksa Allah’ın farz olarak emrettiği namazı kılarken okunan duayı (sureyi) bile takip edememek ne kadar büyük bir nasipsizliktir. Allah hepimizi bu durumdan korusun. Bizi amelimizi işlerken riyadan gösterişten ve kafamızdaki dünyalık işlerden uzaklaştırsın. Bizi bu işlerden vesveselerden korusun. İşte ancak gönlümüzde aklımızda tüm benliğimizle Allah rızası olursa yaptığımız ibadet tam bir huşu içinde olmuş olacaktır. Zaten böylesine teslim olarak ibadet etme zevkine vardığımızda dünyalık olan hiçbir konu bizi ibadet etme zevkinden alıkoyamayacaktır. Allah c.c. tüm ümmeti Muhammed (s.a.v.) böyle huşu ve tam teslim olmuş şekilde ibadetlerle dolu bir ömür nasip eylesin. Vesselam.


