Günlerden bir gün Behlül Dana Hazretlerini mezarlıkta iken görmüşler. Ayaklarını kabir taşlarının arasına uzatmış. Bir yandan da toprak ile oynuyordu. Onu görenlerden biri dayanamayıp sordu.
— Ey Behlül ne yapıyorsun burada böyle ?

Behlül Dana Hazretleri çok sakin bir şekilde
–Bana eziyet etmeyen. Gıybetimi yapmayan. Bu özellikleri taşıyan insanlar ile hasbihal ediyorum. Bunlar sağ olanlardan çok daha emindir.
Behlül Dana Hazretlerinin yaşayan insanların nasıl olması gerektiğine dair ahaliye vermiş olduğu bu derstir. Aynı zamanda öğüttür. Hatta bir uyarıdır. Ne var ki insanlar meczup diyerek geçtiler. Şimdi meczup anlam olarak deli olarak düşünülüp kullanılıyor. Aslında çok yanlış bir kullanım. Türkçe’nin zenginliği olduğu bakış açısıyla bakacak olursak da çok güzel bir anlam ortaya çıkarabiliriz. Bu anlam aklı adamı terk eylerse delidir derler. Adam olan kişi aklı terk eylerse meczup derler. İşte deli ile meczup arasındaki farkı bu şekilde açıklamak tam isabet olacaktır. Çünkü akıl ile nefis de terk edilmiştir demektir burada. Ayrıca meczup cazb kelimesinden türediğinden anlamı derindir. Cazip , cazibe , meczup ,cezbe hepsi aynı kökten türemiştir. Aynı kökten büyüyen bir ağaçta iki farklı meyve olmayacağı gibi aynı kökten türeyen kelimelerde farklı manada olamaz. Cezbe kelimesi kendisinden vazgeçmiş , Allah tarafından kendine çekilmiş anlamlarını taşımaktadır. Yani kelime manasında bile soğan zarı kadar fark var iken kim deli kim veli bunu bakarak nasıl anlayabilirsiniz. Siz siz olun veliye deli muamelesi yapıp kalbini kırmayın . Yoksa Allah göstermesin kırılan kalbin hesabını Allah sorarsa ne bu Dünya da nede öteki Dünya da iki yakanız bir araya gelmez. Hem de sadece kendini akıllı zannederek yaptığın sonunu düşünecek kadar akıl etmediğin bir eylemden. O yüzden Behlül Dana Hazretleri dirilere ölüleri tercih ediyor ya . Kalp kırmamak. Kalbini kırdırmamak. Vesselam

